01Sofrayla büyüdüm
Çocukluğum iyi yemeğin ve birlikte oturulan sofraların etrafında geçti. Annemden sofraya gösterilen özeni, anneannemden mevsimi ve hazırlığı öğrendim. Yazın kış için kurutulan, saklanan, kavanozlanan ürünler bugün hâlâ mutfak hafızamın parçası. Babamdan gelen gusto ise iyi malzemeyi arama ve sofradan keyif alma duygusu.
02Köklerimle yeni bir şey söylüyorum
Mutfağımı tek bir coğrafya veya teknikle tanımlamıyorum. Çocukluğumdan bir tat, Anadolu’dan bir ürün ya da yolculukta karşılaştığım bir lezzet yeni bir tabağın başlangıcı olabiliyor. Akdeniz’in ürün odaklı yaklaşımı, Fransız teknik disiplini ve Japon sadeliği bazen bu dilin içinde beliriyor. Merkezde her zaman lezzet, ürün, hafıza ve yaşanmışlık var.
03Deneyimin bütününü düşünüyorum
Bir davette önce neden bir araya geldiğimizi anlamak istiyorum. Kim geliyor, nerede oturacak, yemek hangi ritimde ilerleyecek? Tabaklar, masa, ışık ve müzik aynı hikâyeye nasıl hizmet edecek? Bütün ayrıntıları tek başıma yapmak değil, onların yaratıcı uyumunu kurmak benim rolüm.
04Geriye kalan his
Misafirin yalnızca “güzel yemek yedim” demesinden fazlasını isterim. Belki bir tabak, belki bir koku veya masadaki küçük bir ayrıntı aklında kalır. En çok da o akşam nasıl hissettiğini hatırlamasını isterim.